15 Haziran 2016 Çarşamba

Gitmek

Dokunmadan sevmek ne zor.. Koklamadan öpmeden konuşmadan.. Gitmek peki hiçbir şey olmadan gitmek bir sevdadan, hiç gelmediğin, gelemediğin sevdadan gitmek ne zor bilmezsiniz. Onuda alıp gitmek istiyor, ciğeriniz yanıyor ama siz sadece yüzünüzde acı bir tebessümle, son kez arkanıza dönüp sevdanıza bakarak, bir daha geri dönmemek üzere yalnız başınıza gidiyorsunuz.. Gidiyorsunuz ama her gitmenizde bir parçanızı sokaklara, akan göz yaşlarınıza ya da alamadığınız nefeslere bırakıyorsunuz.. Git gide parçalanıyorsunuz ama siz farkında bile değilsiniz. Anın acısına kaptırmış nefes almaya çalışıyorsunuz sadece, tabi almak mümkünse eğer.. Bu defa başka tarafımdan vuruldum ama bu defa başkaydı, açıklayamadığım doğru kelimeleri bulamadığım kadar başkaydı. Biliyordum, içimde dünyalar kadar umut varken de biliyordum eğer olmazsa bu defa güzel parçalanıcağımı biliyordum. Ama hiç pişman değilim biliyor musunuz çünkü ben ondan sevdayı, emeği, saflığı ve samimiyeti öğrenerek gidiyorum. Ben en çok neyi sevdim biliyor musunuz? Yüreğimdeki duruşunu çok sevdim.. O kadar çok sevdim ki şimdi içimden atarken bu kadar zorlanmamın nedeni bu galiba. Çünkü çok güzel çiçek bahçeleri açmıştı yüreğimde kış günü o soğukta, ayazda, yalnızlıkta, hiç beklemediğim bir anda kelebekler uçmuştu. O bilmez beni ilk gördüğü günü.. Nereden bilecektim ki bu kadar vurulacağımı.. Olsun yine de art niyet yok içimde ona karşı. Yolun açık olsun, menekşe kokusunu bulman umuduyla seni uğurluyorum..

11 Haziran 2016 Cumartesi

İçsel

Beni boşverin ben sizden değilim olmakta istemiyorum.. Her sabah Güneş'in doğuşunun verdiği huzurla içi mutluluk dolan, her akşam gün batımına karşı hüzünlü bir şekilde kahvesini içen biriyim, basit sıradan hayatımda aslında hiçte sıradan olmayan düşünceler içerisindeyim. Kimselere anlatmak gelmiyor içimden mesela bir çocuğun yüzündeki gülümsemenin beni mutluluktan ağlatacak kadar sevindirmesini kim anlayabilir ki yada uzun zamandır dinlemediğim bir şarkıyı yıllar sonra dinlediğimde bana o acıları o mutlulukları tekrar her hücreme kadar yaşattığını nasıl kanıtlayabilirim ki. Her gün koşuşturma içinde yürüdüğünüz yoldaki kaldırım taşları arasından sıyrılıp büyüyen çiçeğin kim farkında yada o yoldan defalarca geçmiş bir insanın hiç o yoldaki insanların gözlerinin içine bakıp onların hayatına bir saniyede olsa dahil olmayı kim biliyor, o bir saniye de acısı mı var, sevinci mi, heyecanı mı yada beklediği mi var anlamaya çalışmanın verdiği hırsı kim hissediyor ama en önemlisi insan olmanın yaşamanın verdiği çıldırasıya umudun kim farkında hangimiz bunu hissediyoruz. Düşünsenize yaşıyorsunuz hala kalbiniz kan pompalıyor ama sizin daha önemli işleriniz var mesela bir çiçekle konuşmaktan daha önemli işleriniz var yada bir kitabın kokusundan mutlu olmaktan başka daha önemli işleriniz var, sebepsiz yere gülmekten daha mı önemli yaptığınız işler, yaşlı bir insanın elini tutup onun hayatına dair, yaşanmışlıklarına dair izler taşıyan gözlerine bakıp sıcacık gülümsemekten daha önemli işleriniz var.. Dediğim gibi beni boşverin ben sizden değilim olmakta istemiyorum. Beni anlamaya çalışmayın çünkü size yardım etmeyeceğim beni anlayan zaten gözlerime farklı bakıyor siz o çok önemli işlerinizi yapmaya devam edin.. Beni boşverin.

3 Haziran 2016 Cuma

Önsöz

Yoksa sizde benim gibi kitabın önsözünü en son, kitabın arkasını ilk okuyanlardan mısınız? Yani demem o ki siz insanları tanımadan okumaya çalışıyor musunuz? Yada siz dış görünüşe aldanıp hayallerinizdeki karakterleri kitabın kapağına yapıştırıyor musunuz? Burada kitabın kapağı insan oluyor, sizin tabirinizde dış görünüş. Ama ben artık ilk önsözü okumaya başladım. Çok merak ettiyseniz söyleyeyim artık kitabın arkasında ne yazdığı pekte umrumda değil..

3 Mayıs 2016 Salı

Ne umutlar sığdırdım küçücük zamanlar içerisine.. Ne hayaller kurdum hiç haberi olmayan gelmeyenime, ne gelecekler yazdım rüyalarım da kimse bilmez.. Saçlarım beyazlamış, yüzüm kırışmış, ellerim buruş buruş olmuş rüyalarımda, geceleri yıllarca yaşayıp, sabahları onsuzluğa uyanmaya alıştım. Alıştım alışmasına ama geceleri çok yaşlandım, ömrümden ömür gitti, onun ömrünü rüyalarımda ömrüme katarken. Şimdi unutmuş gibi yapıyorum, hiç acı çekmemiş, onun için ağlamamış, onun için yaşlanmamış gibi görüp geçiyorum artık hayal de kurmuyorum. Rüyalarımda çok yaşlanmışım ama beni gençliğime getiricek kimse yok.. O yok, ben yokum hiç olmadık ki zaten. Mutluluğa sanki bu sefer daha yakındım, en azından boğazımdaki düğümden daha yakındım her gece.. Ve ben yine her gece onu hatırlıyorum. Beni çok yordun senden çoktan gittim ama rüyalarım seni bırakmıyor.

28 Nisan 2016 Perşembe

Kendi Gökyüzüm

Çıkmazlar içinde kaldım yine. Sokaklar, gözler, kalpler çıkmazda hep.. Daha yola giremeden çıkmaz üstelik. Yolunu bulamayan göçmen kuşları gibi şimdi sevdam hiç mi bulamayacağım hiç mi göçemeyeceğim bu gökyüzü bana dar geliyor kanatlarım üşüyor, bu soğukta rüzgarda daha fazla direnemiyorum çıkmak kurtulmak istiyorum kanatlarım çatlarcasına çırpınıp duruyorum ama olmuyor.. Onun gözleri gözlerime değdiği an bütün çabalarım kırılıyor.. Dikiş tutmayan bir kumaş parçası gibiyim sürekli yama yapılan ama hiçbir zaman eskisi gibi olamayan bir parçayım.. Rengim solmuş bu gökyüzünün güneşi bile bana iyi gelmezken nasıl durayım ki nasıl yolumu bulayım bana yol gösterecek ağaç bile kalmadı ki yosunlarına bakayım.. Birinin beni bulup buradan götürmesini de bekleyecek sabrım kalmadı.. Zaten kimsenin kimseyi bulma telaşıda yok. Bu devirde kimse sizin kalbinize bakmaz ki sadece çalışıyor mu diye kontrol eder. Ama olmaz ki kalbim bu kadar acıya bu kadar nefessizliğe dayanmıyor. İşin kötü tarafı ben şuan kimsenin gökyüzündeki kuş değilim ve olamadımda yani aslında aradığım şey bir gökyüzü de değil kafeste değil. Nede bir ağaç kenarındaki yosunda değil ben yolumu bulurum fakat bulmak istediğim yolda değil ki. Siz beni hiç anlamıyorsunuz. Benim aradığım bana eşlik edecek beraber gökyüzü aramaya gidecek bir yoldaştı. Bulamasakta zarar değildi. Kimsenin gökyüzüne muhtaç değilim benim hayalimde ki gökyüzü bana yeter. Gökyüzümde uçmayı hak edecek kuş yoksa bu benim ayıbım değil.

18 Nisan 2016 Pazartesi

İçimizdeki

Hepimiz her gün aynı şeyleri yapıyoruz.. Kalkıyoruz, gidiceğimiz yerlere gidiyoruz sonra tekrar uyuyoruz.. Yani bizim gördüğümüz bu. Aslında görmediğimiz göremediğimiz o kadar çok şey var ki. Mesela yürüyoruz ama o an sadece yürümüyoruz yanından geçip gidiyoruz sevdiklerimizin kalbimiz deli gibi atıyor, nefesimiz daralıyor ama bakamıyorsunuz bile göz göze gelmeye cesaret edemediğiniz, bakmayada doyamadığınız ama o 1 saniye bile sürmeyen göz göze geldiğiniz anın sonsuzluğunu yaşıyorsunuz onu görünce.. Ama insanlar sizi sadece yürüyorsunuz, gidiyorsunuz, yaşıyorsunuz sanıyor.. Her şey bu kadar sıradan görünürken içimizde yaşadığımız dünya neden bu kadar farklı!? Tabi birde merak ediyorsunuz o da böyle mi diye? Elinizden bir şey gelmiyor. Ama biz her gün aynı yoldan defalarca düşe kalka yürümeye çalışıyoruz bu böyle devam edicek..

7 Nisan 2016 Perşembe

Gidenlere

İnsanlar neden hep yarıda bırakıp giderler? Gitmek bu dünyanın kuralı mı? Ölüp giden var çekip giden var.. Mutlu giden yok ama yada kalanın mutlu olabilme ihtimali hiç yok. Ya unutucak gideni yada yaşayacak gidenin gelme umuduyla içten içe çürüyerek.. Bir yandan gidenin mutlu olmasını isteyecek ama bir yandan için için kıskanacak onu, keşke diyecek kalan 'keşke benide alıp götürseydi benimle mutlu olsaydı' diyecek ama kalanlar hiçbir zaman gidemeyecek ve şunu unutmayın ki giden değişir artık sizin uğurladığınız, arkasından su döküp uğurladığınız o gideniniz sizin olmaktan çıkmıştır. Sizde kalanlarla yaşamaya, nefes almaya ciğeriniz yansa da devam ediceksiniz. Ama hiç bir zaman birinin gideni olmaya cesaret edemeyeceksiniz.

14 Mart 2016 Pazartesi

Nerede kalmıştık? Ha insanlar evet. Bazı insanlar var laf aramızda çok az bu bahsedeceklerim. Öyle iyi yürekliler ki iyi ki girmişler hayatımıza bir yolunu bulup sızmışlar hatıralarımızın köşelerinden.
Sonra bir bakmışsın hatıralarımızın yaşanmışlıklarımızın baş köşelerine oturmuşlar. Bu insanları kaybedince değil her zaman kıymetini biliyorsun.Bilmezsen ayıp!
Tabi bazen çok uzaklara giderler neden bilmeyiz. Oysa ki ne çok hayal vardı mazide yaşanmayı heyecanla bekleyen. Kader mi denir? yoksa hayat işte mi denir? Kaderse üzer bu beni madem ayıracaktı bizi sevdiklerimizden neden yaşattı onca güzel yılları. Bazen öyle çok özlüyorum ki gidenleri.. Bilseler gelirler miydi? gidip de mutlu olanlar..
Dalga mı geçiyor bu hayat bizimle, bazen o kadar mutlusun ki sanki yaşarken mutluluğun yıllar sürüyor. Ama bitince mutluluk yada 'gidince' hiç yaşayamadım, Doyamadım diyorsun. Belkide tek sorun nankörlüktür. Yada boş ver...
Gidenler mutlu, giden kalanı neden hatırlasın ki.
Ama söz, ben gidince kalanları da alıp götüreceğim..